GÜNCEL      MAGAZİN      SİNEMA      RÖPORTAJ      TİYATRO      ETKİNLİKLER   
 
Ana Sayfa > RÖPORTAJ

İCLAL AYDIN: UNUTMAK BİR HEDİYE
Flaş Haber
25 Eylül 2017
İclal Aydın'a Unutur muyuz gerçekten diye sorduk? O da bize Unutma Defterinin sayfalarını araladı... Anladık. Biraz zaman alabiliyor olsa da, unutuyoruz... İclal Aydın'ın yeni kitabı Unutursun kütüphanenize yeni bir bebek... Not alacağımız çok şey var. Hemen sordum. Röportaj: Özlem Genç Salcı
Fontu Büyült Fontu Küçült 100%
Unutur muyuz gerçekten?
Biraz zaman alır ama, evet! (Gülüyor)
Allahın tüm yaratılmışların içinde pek çok farkındalığı ve ayrıcalı verdiği canlı, insandır. Hayvanlar arasında hiçbir zaman bir rekabet ve kıyaslama yok. Bir akrebe ve yılana zarar vermezseniz gelip sizi ısırmaz. Dolayısıyla insan tüm bu ayrıcılıklarının içinde duygulanabilme, duyguları ile iletişim kurabilme marifetine de sahip. Bazı şeyleri unutamayacağını düşünüyor. Ama tüm o marifetlerin yanında Allah'ın bize verdiği en büyük nimetlerden bir tanesinin unutabilme kabiliyeti olduğunu düşünüyorum. Unutmasak 99 depreminden sonra Türkiye'de hayat devam edemezdi. Anneler, doğum sancısını unutmasalar bir kez daha çocuk sahibi olamazdı. Çok derin aşk acıları, yerini hayatın devamlılığına bırakmasa bir yalnızlık odasının içinde ölüp giderdi.
Unutmak bir hediye. Yaşamın devamlılığı adına çok değerli. Aynı zamanda bir ceza da elbette. Yani hiçbirimiz unutulmak istemeyiz sevdiğimiz biri tarafından.
''Bir Cihan Kafes'in'' karakterleri ''Unutursun'da'' yeniden can bulmuş. Bir devam romanı mı?
Bir devam romanı demek istemem. Çünkü Bir Cihan Kafes'i okumamış olanlar da rahatlıkla Unutursun'u okuyabilir. Bir insanı 25 yaşında tanırsınız ve severseniz eğer çocukluğunuda merak edersiniz ya Bir Cihan Kafes o işte. (Gülüyor.)
Ben 17 yıldır profesyonel yazı yazarak hayatımın ciddi bir bölümünü yazı ile kazanıyorum. Ama buna rağmen bir romana oturabilmek 12 yıl sürdü. 12 yıl sonra roman yazabilirim dedim.
Hep şunu söylüyorum. Tabii ki çok güzel romanlar var. Çok güzel hikaye anlatıcıları var. Çalışarak çok iyi yerlere gelenler var. Ben bir hikaye anlatıcılığına ve roman anlatıcılığına henüz hazır olduğumu düşünüyorum.
Gavras Bey en uzun yaşayan karakterlerden.Tanımak isteriz.
Gavras Bey Türkiye'nin ta kendisi. Benim için sembol bir kişilik. Kitabı yazarken geçen yüzyılın belli başlı olaylarına değinerek bu hayat hikayelerini anlattım. Ben 70'lerde doğup, 80'lerde çocukluğu ve 90'lar da gençliği yaşamış birisiyim. Dünya'nın ve Türkiye'nin aslında güllük, gülistanlık yaşadığı zaman hemen hemen hiç yok. Ama biz hep yaşadığımız sonu en kötü zannediyoruz. Gavras Bey tüm yaşamı boyunca çok uzun yaşamış olduğu için hep şunu söylüyor;
'' İnsanlara uzun ömür dilemeyin. Uzun ömür gidenleri fazlasıyla gördüğünüz ve bu acıları fazlasıyla hissettiğimiz bir süreç.''
Onu çok seviyorum. Türkiye'yi çok sevdiğim gibi...
Yazdığınız karakterlerde kendinizden bir şeyler paylaşıyor musunuz?
Unutursun, şahsi hikayemden pek az iz taşıyor. Ama tanıdıklarımdan, ailemden, tanık olduklarımdan, sevdiklerimden, sevmediklerimden bir bütün.
Annem ile ilgili pek çok şey, farklı karakterler üzerinde var.
Unutursun'un devamı gelecek mi?
Aslında düşünmedim değil. Ama kızım '' anne lütfen bu burada kalsın.'' dedi. (Gülüyor.)
Onların kuşağı hep devam roman ve devam filmler üzerinden gitti. Her devam romanında biraz daha hayal kırıklığı yaşıyorlar. O yüzden bana '' Unutursun o kadar güzel oldu ki anne eğer bir sonraki bunun kadar güzel olmassa ben üzülebilirim. Onun için başka bir şey yaz!'' diyor. (Gülüyor.) ''Hikayenin üzerine çıkamazsın.'' diyor ve bu da aldığım en güzel aferin oldu.
Kızınızla ilişkiniz nasıl?
Maşallah diyelim. Annesi olduğumu ben de unutmamaya çalışıyorum, ona da unutturmamaya çalışıyorum. Çocukların aslında anneye ihtiyacı var. Aramız ona 'Ders çalış!'' demeyi bıraktığımdan beri çok iyi. Çünkü çocuğa sürekli ders çalış dediğinizde duymuyor. Artık ders çalışması gereken zamanlarda yanında olup kitap okuyorum, yazı yazıyorum. Ben oda da olduğumda benim varlığım, onun yapması gereken ödevleri hatırlatıyor. Bedensel olarak oradaki varlığımın sözel olarak ona ödevini hatırlatmaktan daha etkili olduğunu gördüm.
Eğiti bir annesiniz o halde.
Evet. Biraz fazla informatifmişim. Çok yıllar önce Çetin Altan ile çok değerli sohbetlerimizin birinde şöyle demişti:
'' 1. Bu ülkeye bir ödevin var.Bir tiyatro oyunu bırakmalısın. 2. Bir yazar olarak geçmişten bir şeyi alıp geleceğe bırakmalısın''
Unutursun ona verdiğim bir söz aslında. Geçmişten bir şeyler aldım, kendimce işledim ve geleceğe bıraktım.
Size hayran mı?
Kızım mı? Şon zamanlarda hayran mı bilmiyorum ama beğeniyor galiba. ( Gülüyor.) Ben çok mutluyum. Takdir ediyor olması yeterli.
Ve hepimizin kalbinde kapağı ölene dek açık kalan bir Unutma! Defteri var. Sizin Unutma! Defterinizde neler yazıyor?
Yazdıklarımı kitap yapıyorum ben. ( Gülüyor.)
Unutmamak için direndiğimiz bazı şeyler vardır ve unutmamamız gereken şeyler vardır. Annemin hastalığı nedeniyle son 3 yıl da unutması hız kazandı. 3 yıl önce, iyi arkadaşlarının öldüğünü hatırlıyordu ve az çok sohbet edebiliyorduk. Son 1 yıl da bizi çok hatırlayamıyor. Her şeyi unutuyor. Çok katı ve çok disiplinli bir kadındı. Siyasi görüşünden asla ödün vermezdi. İnanılmaz otoriterdi. Kuralları onun için çok önemliydi. İyi bir eğitmendi. Onun için siyahlar ve beyazlar vardı. Uğuruna ölünecek şeyler vardı. Uğuruna yaşanacak şeyler vardı. Hepsini unuttu.
Çocuklarını unuttu. Sevdiklerini unuttu...
Sadece bir duygu kaldı. Bizi gördüğü zaman çok seviniyor. Sarılıyor ve öpüyor. Ama ben onun sadece çok sevdiği biriyim. Kimim? Bilmiyor...
Demek ki hayat bu kadar basit...
İstediğimiz kadar o son aşk acısını unutmayacağız diye direnelim. İstediğimiz kadar siyasi kavgalar yapalım. İstediğimiz kadar kibirlenelim. İstediğimiz kendimizi kadar üstün görelim. Bir sabah uyanıyorsun ve hiçbir tanesi yok...
Unutma defterinden kastım şuydu:
Annem için çok özel bazı şeyleri ve onun bana anlattıklarını kaydetmem gerekiyordu. Ve Çetin abi haklıydı. Ya unutuyorsunuz ya da ölüyorsunuz. Geçmişten bir şeyi alıp geleceğe bırakmanız lazım.
Unutursun aşk için kalan, giden ve ölenin hikayesi. Sizce aşk için kalmalı mı, gitmeli mi, ölmeli mi?
Kişiye göre değişir bu. Bazı insanlar çeker gider, bazısı kalır ve bazılarıda ölür.
Aynı adamı aynı tarihlerde seven ve aynı tarihlerde ilişki yaşamış 3 kadın var. Birisi ölüyor , birisi kalıyor ve birisi gidiyor.
Aşkta doğru yok. 


Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*
E-posta*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)
Yorum*


(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 

Diğer RÖPORTAJ Haberleri

Başlık Tarih
 
Beni daha da iyisini yapmam için motive ediyor17 Kasım 2017
Beni daha da iyisini yapmam için motive ediyor17 Kasım 2017
" EN DEĞERLİ KİMLİĞİM... "14 Kasım 2017
"YABANCI DİL ARTIK STANDART BİR GEREKLİLİK"08 Kasım 2017
ECE VAHAPOĞLU: ''TÜRK İNSANI ÇOK YANLIŞ YAPIYOR! AYNI ANDA... ''07 Kasım 2017
MUSTAFA YAZICIOĞLU: FİLM MÜZİĞİNİN YÜZDE ELLİSİ METEMATİKTİR.01 Kasım 2017
SANJAY KAPOOR: "İŞLER ZORLAŞTIĞINDA ZOR OLANI BAŞAR"30 Ekim 2017
Behzat Uygur ile Tiyatro Üzerine Konuştuk04 Ağustos 2017
SURVİVOR OGEDAY'DAN FLAŞ İTİRAF!27 Temmuz 2017
Belediye çalışanlarına AB projesi30 Mart 2017
KONYA ILGINDA DOĞAN LİVANELİ KİM!09 Haziran 2016
MERTER'DE,LEZZETİN ADI GÜNEŞ OTEL!30 Mayıs 2016
HASAN TOPALOĞLU:' PROJEMİZLE PENDİK DEĞER KAZANACAK'16 Nisan 2016
ÜNLÜ AKADEMİSYEN BİNNUR DUMANLA NELER KONUŞTUK!01 Nisan 2016
YEŞİLÇAM SOKAĞI BU AY Kİ KÖŞESİNDE EŞREF KOLÇAK’I AĞIRLADI 29 Aralık 2015
Cemiyet Hayatının Saygın İş Adamı Mehmet Nuri29 Aralık 2015
NUR BİLEN YAVUZER: Cildimiz Bizim Kumaşımız29 Aralık 2015
İSTANBUL CHP DELEGELERİ İSYAN ETTİ!27 Aralık 2015
İSTANBUL CHP DELEGELERİ İSYAN ETTİ!27 Aralık 2015

Üye Girişi
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Radyo Canlı Yayın
 
 
       
Facebook Beğen
Takvim
Sayfalar
Anasayfa | Künye | Gazeteler
CH
UA-107511990-1