GÜNCEL      MAGAZİN      SİNEMA      RÖPORTAJ      TİYATRO      ETKİNLİKLER   
 
Ana Sayfa > Site Yazarları

DİLAN KAHRİMAN - kahrimandilanne@gmail.com
AMERİKA MACERAM: NİAGARA ŞELALESİNİ GÖREN ATEİST BİLE 'ALLAH VAR' DER
08 Eylül 2015 - 436 okunma

SEYİRNAME

İnsan insanlık tarihinin her evresinde seyahat etmiştir. Seyahat etmek insana sağlık ve huzur 

verir Onun için seyahatte sıhhat vardır demiş atalarımız. Evliya Çelebi’yi örnek aldık hep, 

dünyayı İstanbul’ugezerken, anadoluyu gezerken, Türkiye’yi gezerken şimdi de dünyayı 

gezerken… 

Bizim millet olarak pek gezme kültürümüz yok. Bizde inasınımz emekli olunca bir ev, bir arsa 

daha alma derdine düşer çocukları mağdur olmasın diye. Oysa Avrupalı ve Uzakdoğu 

ülkelerinin insanları emekli paralarıyla dünya turuna çıkar. Bunu, Sultanahmet’e çıktığınızda 

yoğun şekilde görebilirsiniz. Rusya’da az bir ücretle çalışan insanlar, yine de birikim yapıp  

her yıl bir muhakkak başka bir ülkeye giderler. Bu seyahat bilinci tüm doğu bloku ülkelerine 

terleşmiştir.

Benim seyahat maceram da bir başka. Şimdi onu sizlerle paylaşmak istiyorum, umarım 

keyifle okursunuz.

Amerika

Her gidenin maceralarını anlata anlata bitiremediği; henüz gitmeyenlerin ise her daim planları 

arasında olan ülke. Lakin benim planımda yoktu.  Work and Travel programını duyana ve 

babamın kahvaltı masasında "e git o zaman" diyene kadar...

Her ay gezip gördüğüm başka bir ülkeyi anlatacağım bu yazı dizisinin ilkinde anılarımdan da 

bir parça feyz alarak size Amerika’ya yolunuz düşerse neler yapmanız gerektiğini 

anlatacağım.

İLK ZAMANLAR

Yarım yamalak bir İngilizce ile çıktım yola. Amerika şartlarına göre bu yarım yamalağın 

karşılığı koca bir hiç oluyor. Bu dil eksikliği de gün be gün daha çok sorun haline gelmeye 

başladı. Yani neymiş, tarzanca bir İngilizceyle oraya gitmeye kalkmayın, he milliyetçi 

damarınız tutar "bana ne onlar Türkçe öğrensin" derseniz ilk hatayı sizde benim gibi yapmış 

olursunuz ve her gün elinizde sözlükle cümle kurmaya kalkarsınız -tabi bu da çok zor-. 

Konuşma kılavuzunu hiç söylemiyorum bile, 5 cümle işinize yarıyorsa gerisi boş. He bir de 

çok bilenler var. Onlara da söyleyecek bir sözüm var elbet; bizim Amerikalılar da İngilizceyi 

dört dörtlük konuşmuyor. Çok da yormayalım kendimizi yani. Tavsiyem, onlara ayak 

uydurun.  Az bir gramer bilgisi, çok kelime bilgisiyle İngilizcenin altından kalkabilirsiniz. 

Size inanıyorum. Benim yaptığım hatayı yapıp olur olmadık yerde Türkçe konuşmayın. Hele 

de bir erkeğe "ne yakışıklı be' demeyin. Cevap alabilirsiniz :)

OTELDE TEMİZLİKÇİYDİM

Evet evet yanlış okumadınız. Amerika'ya gitmek için kendi evimde bile yapmadığım şeyi 

yaptım ve cam sildim. Ayrı bir nanoteknoloji yokmuş meğer bu çok gelişmiş ülkede. 

Massachusetts eyaletinin Cape Cod yarımadasında temizlikçi olmak elimde süpürge ve bez 

gerçeğini değiştirmedi yani :)

Şimdi size eğer oraya çalışmak için giderseniz neler olacağından biraz bahsedeyim. Hak 

ettiğiniz parayı alamayacaksınız çünkü yurtdışından istihdam edilen isçilersiniz. Yani 

Amerikan vatandaşı saatte 15 dolar kazanırken sizler 7 dolar kazanacaksınız. Türkiye 

şartlarına göre iyi olduğundan çok rahatsız etmiyor bu ciddi fark. Ek iş de yapma şansınız 

yüksek çünkü çalışma saatleri fazla değil. Mesela gündüz otelde temizlikçi akşam bir 

pizzacıda bulaşıkçı gece de otelin havuzunu temizlerseniz birazcık paranız olur işte.

ŞİMDİ GEZMEK ZAMANI

Dediniz ki çok çalıştım paramı kazandım. Şimdi gezmek zamanı…

Yapmanız gereken ilk şey New York’taki Chinatown'u bulmak olsun. Her sektörde olduğu 

gibi Çinliler bu işe de el atmış. Piyasanın çok altında Amerika turlarıyla başlıca gezmek 

istediğiniz yerlere gidebilirsiniz. Şahsen ben sadece 100 dolara Washington DC,  

Philadelphia’ya, Niagara Falls’a gittim, Hilton ve Holiday İnn'de konakladım. Her şey 

imkânsız olamayacak kadar güzel derken beklenen vurgunu yedik. Birinci gün Çin yemekleri, 

ikinci gün de, üçüncü de derken 3 gün boyunca yemediğim absürt yemek kalmadı. Yılan eti 

ve pekmezli tavuk dahil. O tatları unutmak istiyorum desem yeridir.

Yemek demişken çok hassas olduğumuz, yememek için köşe bucak kaçtığımız domuz etine 

değinmeden olmaz. Her canlı nasıl bir gün ölümü tadacaksa birçok gezgin Müslüman da bu 

haramı yanlışlıkla yiyecek. Kaçınılmaz. Dikkatli olmakta fayda var. Kötü niyetli insan da çok 

malum.

Peki, nereleri gezelim Dilan diye sorarsanız size ilk cevabım Niagara Şelalesi olur. En kral 

ateistin bile bu dünya harikasını görür görmez kuracağı ilk cümle 'evet Allah var'dır. Bakmaya 

doyamadım desem yeridir. Size önerim yolunuz bu şelaleye düşerse kalın giyinin ve 

ıslanmaya hazır olun.

İmkânınız olursa da bir kaç saatinizi bir köşede oturup suyun sesini dinleyin. Tam bir terapi.

İkici yer ise tabi ki New York, ilk durağınızsa Times Meydanı. İlk adımı attığınız an bir harita 

bulun. Yoksa 5 saniye içinde nerede olduğunuzu unutabilirsiniz.

Eğer New York'a gittiyseniz eminim Türk restaurantı bulmak isteyeceksinizdir. Yapmayın :) 

Ne aradığınız lezzeti ne de buradaki fiyatları bulabilirsiniz. Yemek konusunda genel bir 

tavsiyem var size, dinleyin ve uygulayın. Hangi ülkeye giderseniz oranın yemeklerini yiyin. 

Farklılıklar zenginlik kazandırır.

Önereceğim bir başka yer ise Boston şehri ilk durak ise Harvard Üniversitesi. Adeta podyum, 

sanki kampüs mankenlik ajansı, öğrenciler de manken.  Velhasıl geze geze rahmetli Harvard 

amcamızın büstünü rastladık. Her yeri kahverengi bir ayağı bakır neden ki acep derken 

öğrendik o çok medeni dediğimiz Amerikalıların da batıl inançları olduğunu, meğer bizim 

Amerikalılar zeki olmaları için ellerini rahmetlinin büstünün ayaklarına sürüp başlarına 

sürüyorlarmış.

Sizlere bu kulvardaki son önerim ise sokak festivallerini sakın kaçırmayın. Hemen insanların 

arasına karışın ve eğlencenin tadını çıkarın.

Ve Amerika'ya gitmeye hazırlananların en çok duyduğu cümleler;

"-Bana gelince parfüm al.

-Victoria Secret'a uğra.

-iPhone al son çıkanından olsun.

-Bir Converse alsana be çöpçüler giyiniyormuş orda biliyor musun?" gibi konuşmalar…

İşte benim önerim;

HEDİYE ALMAYIN

Tabi bu bence. Çünkü her şey pahalı. Belki ufak anahtarlıklar buzdolabı süsleri alabilirsiniz. 

Dilan ne cimrisin demeyin. Elektronik aletlerin orada çok ucuz olduğu koca bir yalan. Şehir 

efsanelerini bırakıp biraz gerçeklerden konuşalım. Mesela 100 200 lira fark için İngilizceden 

başka bir dilde çalışmayan bilgisayarı neden alalım ki... Ben aldım çok mutsuzum :)

iPhone mevzusuna gelirsek lock ve unlock konusunu bir araştırmanızı tavsiye ederim. 

Detaylara girmiyorum lakin bana ayrılan sayfanın sonuna geldik :)

SÖZÜN ÖZÜ

Benim param ve kısıtlı vaktim bu kadar gezmeye yetti, umarım siz okuyucularımız daha çok 

yer gezer, #seyirname tagi ile de bizlerle paylaşırsınız. Bir sonraki yazımda sizleri Balkan 

ülkelerinden son dönemlerde en çok Türk turist alan ve vizesiz de gidebileceğiniz bir ülkeye, 

Sırbistan'a götüreceğim. O zamana kadar takipte kalın :)

Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


DİLAN KAHRİMAN Diğer Yazıları

21 Aralık 2016 - AŞIKLAR ÜLKESİ SIRBİSTAN
Üye Girişi
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Radyo Canlı Yayın
 
 
       
Facebook Beğen
Takvim
Sayfalar
Anasayfa | Künye | Gazeteler
CH
UA-107511990-1