Ana Sayfa > Site Yazarları

DİLAY GÜNGÖRMÜŞ - admin
Hayvanların Psikolojiye Kattıkları
19 Eylül 2019 - 326 okunma

Hayvanların Psikolojiye Kattıkları
Bu konu ilk bana geldiğinde cümleye nereden başlasam, neleri atlatamasam, şiddetten mi başlasam, yoksa aşırı sevgiden mi başlasam bilemedim. Ama şunu biliyorum ki bu yazım da sinir bozucu olgulara çok fazla yer vermemeye özen göstereceğim. Çünkü televizyonlarda, gazetelerde, sosyal medyada ve bazı internet sitelerinde hayvana şiddete o kadar fazla rastlar olduk ki.. Hayvana olan şiddet son zamanlarda artmış gibi gözüküyor. Aslında tam olarak öyle değil. Toplum bu konuda bilinçlenmeden önce özellikle sokak hayvanlarına karşı o kadar önyargılıydılar ki, ilçe belediyelerinde bile köpek itlaf ekipleri ve araçları bulunmaktaydı. Belediyeler tarafından sokak hayvanları toplanıp, aşılanıp barınaklara bırakılmak yerine, zehirli iğnelerle itlaf edilmekteydi. Ve bu olay sanki çok normalmişcesine tüm toplumun gözleri önünde yapılmaktaydı. Mahalle sakinleri itlaf arabalarını gördükleri zaman sevinir hale gelmişlerdi. Sanki hayvanlar toplanıp öldürülmeyecekmiş, daha iyi şartlarda bakılacakmış gibi. Ta ki bu durum belediyelerin hayvanlara bakış açılarını değiştirip, daha vicdani boyutta davranmaları, sahipsiz hayvanları aşılamaları ve onlara iyi kötü olsa da bir barınak yaptırmalarıyla çok şükür ki değişti. Tabi bu arada hayvansever insanların ve hayvan derneklerinin toplumda izlediği yol da yadsınamayacak kadar fazladır. Zaman içerisinde hem insanların sahipsiz hayvanlara bakış açısı değişmiş, hem de bu yolda hizmet veren derneklerin ve vakıfların güçleri artmıştır. Artık insanlar sokak hayvanları için kapılarının önlerine bir kap yemek ve bir kap su koymaktan mutluluk duyar hale gelmişlerdir. İnsanlığın çoğu bu olumlu yönde hareket etmeye başlamış ise de azınlıkta sayılabilecek sorunsalı yüksek bir kesim ise malesef ki aramızda barınabilmektedir. Komşularının bıraktığı bir kap yemeği çevre kirliliği olarak görebilen ya da hayvanların çıkardığı seslerden gürültü kirliliği olarak bahsedebilen onları dövmeyi, zehirlemeyi ve işkence yaparak öldürmeyi kendilerinde hakmış gibi görebilen insanlarında aramızda barındıklarını unutmamamız gerekmektedir. Ve ne yazık ki hayvanlara karşı böyle acımasızca şiddet gösteren insanlara karşı yeterince cezai yaptırım uygulayacak kanunlarımız hala yeterli düzeyde değildir. Biz hayvan severler olarak meclise sunulan yasa tasarısının bir an önce kanun olarak çıkarılmasını ve yürürlüğe girmesini istiyoruz. Çünkü vicdanıyla sorgulanmayan insanları ancak yasalarla cezalandırabilirsiniz. Hiç kimsenin hayvanların da bu dünya da en az bizler kadar yaşama hakları olduğunu unutmaması gerekir. Onlar Allah’ın sessiz kullarıdır. Oysa ki insanların hayvanlardan alabileceği faydalar sadece iş gücünden, etinden, sütünden, yumurtasından ibaret değildir. Hayvanların insanlar üzerinde de ruhsal olarak etkileri oldukça fazladır. Örneğin; kediler salgıladıkları feromon hormonu sayesinde insan beyninde önemli derecede etkilere sahiptir. Şöyle ki, feromon hormonu oksitosin hormonunu tetikler. Oksitosin dediğimiz hormon bağlanmayı kuvvetlendiren birşeydir. Kedi dostlarımız  baş ve yüz kısmını size sürterek bu hormonları paylaşırlar. Eğer bir kedi size başını ve yüzünü sürtüyor, yanınızda yatıyorsa oldukça şanslısınız demektir. Bu hormonu taklit etmeye çalışan yığınla parfüm markası bulunmaktadır. Fakat başarısızdırlar. Bir kedinin kendine has özel bir kokusu vardır. Ancak bunu bağlandıkları insanlara karşı salgılarlar. Eğer bu kokuyu alabiliyorsanız size anında huzur veren bir yanı vardır. Sinirliyseniz sizi yatıştırır, depresyondaysanız yataktan çıkmak için bir bahaneniz olur vs. Ondan dolayı bu minik canlara yuva olmuş kişiler onlara çok bağlıdır. Kedilerin şifacı özelliği de bulunmaktadır. Ev halkından herhangi birinin bir rahatsızlığı varsa onun yanına gidip farklı frekansta bizim gırlama ya da mırlama diye tabir ettiğimiz sesler çıkartmaktadırlar. Her durumda bu sesin frekansı ve şiddeti farklılaşma göstermektedir. Örneğin; sırtınız ağrıyorsa kedi sırt ağrınızı alır. Bir süre sonra kedinizin sırtının ağrıdığını hissedebilirsiniz. Sınav dönemindeyseniz ya da aşırı stresli bir dönemdeyseniz kedinizin aşırı kilo aldığını düşünebilirsiniz. Oysa ki kediniz sizin stresinizi emmiştir ve şişmiştir. Siz normale döndüğünüzde o da yakın zaman sonra eski haline geri döner. Yani onlar söylendiği gibi nankör hayvanlar değillerdir. Sadece keyiflerine biraz fazla düşkünlerdir. Ve gelelim köpeklere. Hepimizin de bildiği gibi onlar bu dünyanın en sadık yaratılmışlarıdır. Hepiniz mutlaka duymuş ya da görmüşsünüzdür. Sahibi ölen bir köpek günlerce sahibinin yokluğuna ağlayabilir, yemeden içmeden kesilebilir ve hatta mezarına ulaşıyorsa onun üzerinde hiç kalkmadan yatabilir. Köpekler ne ilk sahibini, ne onlara uzanan bir yardım elini asla unutmaz ve karşılıksız bırakamazlar. Bir sokak köpeğine mama verdiğiniz zaman, mamayı yemeden önce sizin gözlerinizin içine anlamlı anlamlı bakarak, kafasını size sürterek adeta teşekkür eder, daha sonra yemeğini yer. Ve karnı doyduktan sonra sizi arabanıza kadar yolcu eder. Hayvanları tek kedi ya köpekle sınırlandırmak doğru değildir. Kuşta, karga da, martı da, tavukta size olan sadakatlarini bir şekilde belli ederler. Hiçbir hayvan durduk yerde bir insana zarar vermez. Bir martının bile dostluğunu kazanmayı başarabilirsiniz. Ben insan tarafından vurulmuş ve denizinden mahrum bırakılmış bir martıya bahçemi açtım. Güzel kalpli insanlar tarafından ölmek üzereyken bulunan ve tedavi ettirilip yaşama tutundurulan bu martıya tüm kalbimle, şefkatimle ve sabrımla bakıyorum. Onun denizine baktığında, diğer martıların sesini duyduğundaki o yürek burkan yüzünün ifadesi, uzamayan kanadını çırpmaya çalışması adeta insanın yüreğini dağlıyor. Küçücük bir zevk için vurulan bu martıya sırtımızı dönemezdik. Tüm kalbimizle onun yaralarını sarmak için bütün aile seferber olduk. Şu an tavuk arkadaşları var. Evet yanlış duymadınız tavuklarla adeta konuşuyor, kendi çapında oyun oynuyor. Hatta kedilerle bile anlaşmayı bir şekilde başarıyor. Onlarla balığını bile paylaşıyor. Hayvanlar bile birbirinin zor halini o kadar iyi anlıyor ki, bazı insanlar onlar kadar merhametli davranamıyorlar. Keşke insanlarda hayvanlar kadar merhametli ve vicdanlı olsa. Keşke sokak hayvanları onlara birşey yapacak diye korkup kaçmak yerine onlara zarar veren insanlardan korkup kaçsa. Siz hiç duydunuz mu? Bir hayvanın bir insana tecavüz ettiğini, onların yemeklerine zehir koyduklarını, yavrularını sırf zevk uğruna (nasıl bir zevkse bu?) tek besin kaynağı olan annelerinden kopardıklarını, kaçırdıklarını, çöpe attıklarını, öldürdüklerini, insanlar üzerinden para kazandıklarını tabiki duymadınız ve duyamazsınız da. Çünkü insanlara en büyük zararı korkup kaçtıkları o hayvanlar değil, kendi içlerinde barındırdıkları kendi cinsleri verir. Onların bu hayatta iyi kalpli olan insanlardan başka dayanakları yok. Lütfen onlara sırtımızı dönmek yerine, az çok demeden elimizden ne geliyorsa yapmaya gayret gösterelim. Çünkü onlarında insanlar gibi en hayati ihtiyaçları barınmak, kendilerini güvende hissetmek ve karınlarını doyurmaktır. Hiç olmazsa bu kadarını onlara çok görmeyelim. Çünkü bu dünya hepimizin. Sevgili iyi kalpli dostlar, hepinize feromon dolu günler diliyorum.

Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


DİLAY GÜNGÖRMÜŞ Diğer Yazıları

06 Haziran 2019 - KADIN CİNAYETLERİ SON BULSUN ARTIK!
16 Nisan 2019 - Dilay güngörmüş Seçim psikolojisi
12 Aralık 2018 - STRES İLE BAŞ EDEBİLME YÖNTEMLERİ
18 Eylül 2018 - STRES VE ETKİLERİ
16 Ağustos 2018 - 'ARTIK KADIN CİNAYETLERİ SON BULSUN'
27 Temmuz 2018 - PEDOFİLİ
Anasayfa | Künye | Gazeteler
CH
UA-107511990-1